Yerli Tohumlarımıza Ne Oldu Neden İsrail Tohumlarına ve Ürünlerine Bağımlı Hale Geldik?

Yıllardır çiftçiye hibrit tohumlar satılarak yerli tohumun kaybolması için uğraşıldı. Çiftçimiz de bu çok ürün veriyor, şahane deyip hibrit tohumları kullandı. Ama bu tohumlarda hastalık olunca şu şu ilacı kullanacaksın dendi. Çiftçi çok ürün alacağım diye onu da kullandı.

Kullanmasa ürün alamayacak hale geldi. İlaçlanan topraklarda zararlılarla mücadele eden yararlı bütün canlılar öldü. Zararlılar tekrar hücum ettiğinde toprakta onunla mücadele edecek yararlılar artık yoktu. Bu sefer tekrar ilaçlamak kaçınılmazdı.

Toprak ta artık eski toprak değildi. Bu durumu toparlamak için doğa can çekişiyordu Yabani otlarla toprak verimini eski haline getimeye çalışılıyordu. Fakat işçiliği çok diye ot ilaçları ile otlar yok edilme yöntemine gidildi. Ot ilaçları otların çeşidine göre farklı olduğu için çeşit çeşit ilaçlar kullanıldı. Zaten geleneksel tohumlara dönmek istese de bilmeden onu yok etmişti. Gönüllüler bu tohumları unutulmuş küçük yerlerde buldu çıkardı. Çoğalması için seferber oldu. Çiftçilerden bu gönüllülere destek çok fazla olmadı. Onlar para kazanma peşindeydi. Üstüne bir kanun çıkarıldı. Yerli tohum satışı yasaklandı.

Gönüllüler bu tohumları ısrarla çoğaltmak peşinde.. Bazı Belediyeler de bu seferberliğe destek vermeye başladı. Herkes kendine sebze üretmek için bu doğal tohumlardan değiş tokuş yapıyor. Ama ne yazık ki çiftçi buna çok uzak. Önce tohumu çoğaltması bu tohumları geleneksel devam ettirmesi zor geliyor. Hatta çoğu bitkiyi artık fide olarak alıyorlar. Fideler köklendirici solüsyonlarına batırılıp dikiliyor. Yani nereden tutarsanız kimyasal. Suni gübrelerle erken hasattan bahsetmiyorum bile…

( Hibrit tohumlar melez tohumlardır. Doğal olmadıkları için ektiğiniz tohumdan aynı ürünü alamazsınız. Bu sebeple tekrar tohum satın almanız gerekir.)

GDO’lu tohumlar ise çok vahim. Onların insan nüfusunu kontrol altına almak için özellikle üretildiğini düşünüyorum. Yabancı profesörlerden biri insan nesli azaltılmalı diye bir keresinde tv’ye çıkmıştı. Kısırlık v.b. durumlarla neslimiz tehlike altında…

Tabi ki insan neslini istemedikleri ülkelerde azaltacaklar. Bundan kaçmanızın pek mümkünatı yok. Yediğiniz süt ürünlerinde de var. Çünkü inekler GDOlu mısırla besleniyor. Çiftçilerin bununla gurur duyduklarına pek çok kere şahit oldum. Çünkü çok verim almaktan başka bir şey düşünmüyorlar. GDO’lu mısır çuvallarını köy bakkallarında satışta görebilirsiniz. Bu tohumlar ekilir. Mısırlar yeşilken ya da kurutulmuş şekilde mısır slajı yapılır. Bu slajlar üstü örtülerek bir alanda yıl boyunca kullanılır. Üstü kapalı alanlara sıralanmış beton zemindeki inekler hiç güneş yüzü görmeden, hep aynı yerde yaz-kış yiyip yatarlar. Öyle kırlarda dolaşan inek görmeniz pek mümkün değil. Çünkü artık otlaklar kalmadı.

Köy meraları muhtarlar tarafından ekim için kiralanıyor. Yani bu durumdan kurtulmanız için ya otlayan inek bulacaksınız ya da ineği de, yemini de kendiniz yetiştireceksiniz. Bulunduğumuz köyde yedi yıldır iki kere inek otlatıldığını gördüm o da aynı kişinin inekleriydi. O adamın adresini bulamıyorum. Bulsam düzenli süt alıp penirimi de, yoğurdumu da kendim yapacağım. Çok denememe rağmen hala doğal süt bulamadım.

Not: Organik tarımda da bazı ilaçlara izin veriliyor. Yani pazarda sıfır ilaçsız ürün bulamazsınız.

Pek çok doktor köy yerlerinde arazi sahibi olmuş. Arazi ararken denk geldik. Parası olanlar çiftlik kurma Yazlık yerine doğaya kaçıyorlar. Demek ki ilk uyanan onlar olmuş.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Sitemap oktay usta yemek tarifleri kadın kadınca örgü kadın Saglik Yemek Tarifleri yemek tarifleri Sağlık saglik kadın örgü