<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın, kadınlar, cilt bakımı, tüp bebek, gebelik, doğum, zayıflama &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlarsitesi.net/kategori/psikoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlarsitesi.net</link>
	<description>kadın hastalıkları, diyet, yemek tarifleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 11:58:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çocuğunuzu Sevgiyle Büyütün</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/anneler-cocugunuza-sevgiyle-dokunun-ona-temas-edin.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/anneler-cocugunuza-sevgiyle-dokunun-ona-temas-edin.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 15:34:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>melisa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=12394</guid>
		<description><![CDATA[Daha anne olmadım ama herkesin bildiği ve annemin bana sık kullandığı bir cümle  Annelik başkadır, Annelik paha biçilemez bir duygu ve  eşi benzeri olmayan bir şefkat oyunudur. Annelik kutsal bir görevdir.  Kulağınıza aşina geldi öyle değil mi? Anneler bu yazım sizlerin şerefinize ! Mutlu bir çocuk büyütmenin olmazsa olmaz şartlarının arasında birçok neden vardır.0-3 yaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Daha anne olmadım ama herkesin bildiği ve annemin bana sık kullandığı bir cümle  Annelik başkadır, Annelik paha biçilemez bir duygu ve  eşi benzeri olmayan bir şefkat oyunudur. Annelik kutsal bir görevdir.  Kulağınıza aşina geldi öyle değil mi? Anneler bu yazım sizlerin şerefinize !</p>
<p style="text-align: justify;">Mutlu bir çocuk büyütmenin olmazsa olmaz şartlarının arasında birçok neden vardır.0-3 yaş çocukları tek bir kelimeyle anlatabilirim: Emniyet. Çocuk, kendini güvende hissetmeli. 0-3 yaşın oyuncağını söyleyeyim mi? Mimikleriniz ve jestleriniz: “Neredeymiş benim bebeğim? Gel babası gel, bir, biir, biiir&#8230;” Bu tür sevgi sözcükleri sarf etmek. Ve dokunmak çok önemli. Bebek, 10. günden itibaren anne karnında sıvılara dokunarak kendi motor sistemini geliştirir. Orada dokunma duygusunu hissedemiyorsa, gelişemez.Hamileyken  babanın annenin karnına dokunmasını bile hisseder. Peki, bir çocuğa hiç dokunulmazsa ne olur?<br />
Hissedemez, onun  size anne karnında daha çok ihtiyacı var unutmayın. Sevgiyle dokunulan çocuğun zihni gelişir, etrafı açılır. Onu iyi yetiştirmek için kitaba gerek yok.Sadece Sevgi ve Şefkat&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-12395" href="http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/anneler-cocugunuza-sevgiyle-dokunun-ona-temas-edin.0.html/attachment/42-17421762"><img class="size-full wp-image-12395 alignleft" title="Anne-bebek aşkı" src="http://www.kadinlarsitesi.net/wp-content/uploads/2011/02/Anne-bebek-aski.jpg" alt="" width="268" height="187" /></a>Bir çocuğa gereğinden fazla dokunmanın yanlış olduğunu bilirler.Aksine çok güzel bir şey bu.İçinizden geldiği gibi davranmak.Peki ya çalışıyorsak birden çok sorumluluklarımız varsa.Ona ikinizin özeli olan bir eşya, bir oyuncak verin.Onu siz gelene kadar yanından ayırmamasını söyleyin, çocuğunuza her an yanınızda olduğunuzu hissettirin.Ve sımsıkı sarılın ona.Öpün Öpün Öpün&#8230;Parfümünüz, onun kokusu olsun.İçinize sokun onu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bebeğinize dokunan siz olmaya çalışın.Yıkayın, yemek yedirin, onunla vakit geçirin ve en önemlisi asla sohpet etmeyi unutmayın.&#8217;Ama çalışıyoruz gerekli vakti ayıramıyoruz &#8216; dediğinizi duyar gibiyim.Evet çalışmalısınız zaten, biz bayanlar üretken varlıklardır.Doğalarında vardır; üretmek, çalışmak, sorumluluk almak ve en önemlisi yönetmek. Erkekler de dahil olmak üzere herşeyi yöneten biz Bayanlarız.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışıyor olsanızda onlara hep dokunun, öpün, onlara sizin için en kıymetli varlıklar olduğunu hissettirin. Sözlerinizle ifade edin &#8216; Bebeğim seni seviyorum, Anneciğim ben sana aşığım, Sen benim en kıymetlimsin.. &#8216; gibi. Kısacası annelik hiç izne ayrılmadan , emekli olmadan , yoğun , yorucu ve bir hayat boyu karşılık beklemeden sevgi vermektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bende Seni Seviyorum Anneciğim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/anneler-cocugunuza-sevgiyle-dokunun-ona-temas-edin.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/depresyon.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/depresyon.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 01:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=5304</guid>
		<description><![CDATA[İyi bir tedavi doğru tanıyla başlar. Depresyon başlı başına bir hastalık olarak ortaya çıkabileceği gibi başka hastalıkların seyri sırasında da, hatta o hastalık daha kendini göstermeden de oluşabilir. Bu yüzden depresyona neden olan diğer hastalıkların ekarte edilmesi gerekir. Depresyon için çok değişik tedavi şekilleri var. Antidepresan ilaçlar ve psikoterapiler bunların başında gelir. İlk tercihin hangisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İyi bir tedavi doğru tanıyla başlar. Depresyon başlı başına bir hastalık olarak ortaya çıkabileceği gibi başka hastalıkların seyri sırasında da, hatta o hastalık daha kendini göstermeden de oluşabilir. Bu yüzden depresyona neden olan diğer hastalıkların ekarte edilmesi gerekir. Depresyon için çok değişik tedavi şekilleri var. Antidepresan ilaçlar ve psikoterapiler bunların başında gelir. İlk tercihin hangisi olacağına hastanın durumuna bağlı olarak psikiyatrist karar verir, ideal olanı hem ilaç tedavisinin hem de psikoterapinin birlikte götürülmesidir. Daha ağır veya bu tedavilere cevap vermeyen hastalarda başka tedavi teknikleri kullanılır. Bunların başında halk arasında <strong>&#8216;şok tedavisi&#8217;</strong> olarak bilinen &#8216;elektro konvulsif terapi gelir. Bu teknikte, depresyon hastasına anestezi altında kontrollü olarak epilepsi benzeri bir nöbet geçirtilir. Sanılanın aksine çok güvenilir bir tedavi şeklidir. Çok az yan etkisi vardır. Tedavi etme gücü hem ilaçtan hem de psikoterapiden daha yüksektir. Bu avantajlarına ilave olarak, etkisi ilaçlara ve psikoterapiye oranla çok daha kısa sürede ortaya çıkar. Bugün daha ziyade deneysel olarak kullanılan yeni tedavi teknikleri de ortaya çıkıyor. Şimdilik öne çıkanlar transkraniyal manyetik stimülasyon, derin beyin stimülasyonu, vagus sinir uyarısı yöntemleridir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Hormonlardaki bozukluklar depresyon nedeni mi?</strong></span><br />
<strong><img class="alignleft size-medium wp-image-5305" title="depresyon" src="http://www.kadinlarsitesi.net/wp-content/uploads/2010/10/depresyon-300x152.jpg" alt="" width="300" height="152" />Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Hormonlarla beyin arasında çok sıkı bir ilişki var. Bu yüzden hormonlarımızdaki değişiklikler direkt beyni etkileyerek birçok zihinsel bozulmayla beraber depresyona da neden olabilir. Tiroid bezi, böbrek üstü bezi gibi hormon salgılayan organların bozukluklarında depresyona sık rastlanır. Aynı şekilde hormonal değişikliklerin yoğun olduğu hamilelik sonrasmda ve menopozdan sonra da depresyon görülme sıklığı artar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>İlaçlar Depresyona Yol Açar mı?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Bazı kalp ve tansiyon ilaçları, kortizon, kanser ilaçlarının bir kısmı, hormonal ilaçlar, bazı ağrı kesiciler, bazı antibiyotikler yan etki olarak depresyona neden olabilir. Bu durumda yapılması gereken eğer mümkünse ilacı değiştirmektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyonun türleri var mı?</strong></span><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Evet. En sık görüleni, şimdiye kadar bahsettiğimiz hastalık olan bizim kısaca depresyon dediğimiz majör depresyondur. Bir de bipolar bozukluk var. Eğer bir kişi depresyon geçirmeden önce hayatının herhangi bir döneminde birkaç hafta boyunca aşırı neşe, çok konuşma, aşırı cinsel istek artışı, hesapsız kitapsız para hara harcama gibi bir tablo yaşamışsa mevcut depresyonunu bipolar bozukluğun depresyonu olarak değerlendiririz. Bu ayrım çok önemli. Çünkü majör depresyonla bipolar bozukluğun tedavisi çok farklıdır. Aynı tedavi yapılırsa telafisi güç sorunlar ortaya çıkabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Mevsimsel depresyon da var mıdır?</span></strong><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Mevsimsel depresyon özellikle sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkar. Bu hastalıkta kullanılan özel ışık kaynakları vardır. Bazen sadece güneş ışığından daha fazla istifade etmek amacıyla yapılan açık havadaki uzun yürüyüşler bile hastalığın tedavisine yeterli olabilir. Bir başka depresyon tipi distimi&#8217;dir. Distimi depresyondan daha az şiddetli, erken yaşlarda başlayan, genellikle aralıksız devam eden, kendini sürekli mutsuzluk şeklinde gösteren bir hastalıktır. Hafif seyrettiğinden çoğu zaman gözden kaçabilir. Ancak hastalığın biteviye devam etmesi, yaşam kalitesini belirgin şekilde bozması mutlaka tedavisini gerektirir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyon mutlaka tedavi edilmeli mi?</strong></span><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrıuı:</strong> Psikiyatrik hastalıklar içinde en kolay tedavi edilenlerin başında depresyon gelir. Depresyon ataklarla seyreden bir hastalıktır. Uygun tedavi edilmemiş her atak bir tortu bırakarak geçer. Bu nedenle depresyon daha başlar başlamaz, yani ilk atak sırasında tedavi edilmesi gereken bir tablodur. Tedavisiz geçen her atak, iyileşmeyi daha da güçleştirir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>İlaçlar bağımlılık yapar mı?</strong></span><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Depresyon tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçlar bağımlılık yapmaz. Zaten hangi ilacın bağımlılık yaptığını hangilerinin yapmadığını anlamak çok kolaydır. Bağımlılık yapan ilaçlar yeşil reçeteye yazılır. Eğer size yazılan ilaç yeşil reçeteye değil de normal reçeteye yazılmışsa bilin ki bağımlılık yapmıyordur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/depresyon.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tecavüz travması</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/tecavuz-travmasi.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/tecavuz-travmasi.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 01:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4623</guid>
		<description><![CDATA[Tecavüz travması Tecavüz, bir kadının başına gelebilecek en sarsıcı durumlardan biridir. İstemediğiniz halde seks yapmaya zorlanmak, yaşamınız boyu unutamayacağınız bir deneyimdir. Aşağılanmış olmak duygusu er­keklere güvenmenizi engelleyebilir; varsa yaşadığınız cinsel ilişkiyi yıkabilir ve psikolojik yaralara neden olabilir. Raporlara yansıyan tecavüz sayısı diğer şiddet içeren suçlardan daha hızlı artmaktadır. Tecavüzlerin çoğu kadının tanıdığı bir erkek tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tecavüz travması</strong><br />
Tecavüz, bir kadının başına gelebilecek en sarsıcı durumlardan biridir. İstemediğiniz halde seks yapmaya zorlanmak, yaşamınız boyu unutamayacağınız bir deneyimdir. Aşağılanmış olmak duygusu er­keklere güvenmenizi engelleyebilir; varsa yaşadığınız cinsel ilişkiyi yıkabilir ve psikolojik yaralara neden olabilir.</p>
<p>Raporlara yansıyan tecavüz sayısı diğer şiddet içeren suçlardan daha hızlı artmaktadır. Tecavüzlerin çoğu <a href="http://www.kadinlarsitesi.net">kadın</a>ın tanıdığı bir erkek tarafından gerçekleştirilmekte olup yabancı kişilerce işlenen tecavüz sayısı çok azdır. Kadının arkadaşlık kurduğu kişi tarafından tecavüze uğra­ması çok tartışılan bir konudur. Ancak, kadın seks yapmak istemiyorsa ve erkek tarafından seks yapmaya zorlanıyorsa, bu tecavüzdür.</p>
<p>Bu korkunç olaydan sonra bir merkeze ya da danışmana başvur­mak size duygusal ve fiziksel destek sağlar. Polisi bilgilendirme konusunu ve bunun ne anlama gelebileceğini tartışmak isteyebilirsiniz. İlk tepki olarak duş almak isteyebilirsiniz; ancak önce bir sağlık yoklaması yaptırmanız gerekir. Bunun bir doktor tarafından ya da tecavüz mağdurlarının muayenesinde deneyimli personelin bulundu­ğu bir hastanede yapılması en iyisidir.</p>
<p>Tepeden tırnağa muayenenin yanı sıra cinsel yolla bulaşan hastalık testleri ve gebe kalma olasılığı varsa acil doğum kontrolü yapılmaktadır. Bu işe yaramazsa ya da tecavüzden sonra yardım istemezseniz, istenmeyen bir gebelikle karşı karşıya kalabilirsiniz. Olaydan iki hafta sonra bakım için rande­vu alarak doktorunuzla görüşmelisiniz. Duygularınızı denetleyebil­meniz için sürekli yardıma gereksinim duyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/tecavuz-travmasi.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Fiziksel ve Duygusal İstismarı</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/kadinlarin-fiziksel-ve-duygusal-istismari.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/kadinlarin-fiziksel-ve-duygusal-istismari.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 13:33:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4598</guid>
		<description><![CDATA[-Aile içi şiddet, kadınların hastalanma ve yaralanmalarının önemli bir nedenidir. Kadınlar korktuklarından, utandıklarından ya da olmamış gibi davrandıklarından, bu şiddetten söz etmek istemeyebilirler. Fiziksel istismar tekme, tokat atmak, çimdiklemek ve boğaz sıkmaktan, cinsel ilişkiye zorlamaya kadar birçok şeyi içerebilir. Duygusal istismar sonu gelmeyen eleştiriler ve küçümseme, beklenmedik tepkiler, şiddetle ve sevmemekle tehditlerle, akılcı olmayan istekleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>-Aile içi şiddet, kadınların hastalanma ve yaralanmalarının önemli bir nedenidir. Kadınlar korktuklarından, utandıklarından ya da olmamış gibi davrandıklarından, bu şiddetten söz etmek istemeyebilirler. Fiziksel istismar tekme, tokat atmak, çimdiklemek ve boğaz sıkmaktan, cinsel ilişkiye zorlamaya kadar birçok şeyi içerebilir.</p>
<p>Duygusal istismar sonu gelmeyen eleştiriler ve küçümseme, beklenmedik tepkiler, şiddetle ve sevmemekle tehditlerle, akılcı olmayan istekleri içerir. Bir ilişkideki şiddet ya da dayağın habercisi olabilecek kimi etmenler tanımlanmıştır.</p>
<p><strong>Eşiniz:</strong><br />
<img class="alignleft size-full wp-image-4599" title="kadin-istismari" src="http://www.kadinlarsitesi.net/wp-content/uploads/2010/06/kadin-istismari.jpg" alt="" width="218" height="273" />- Her zaman nerede ve kiminle olduğunuzu bilmek istiyor mu?<br />
- Aile ya da arkadaşlarınızla ilişkinizi sınırlamaya, denetlemeye ya da engellemeye çalışıyor mu?<br />
- Kızdığında eşyaları fırlatıyor ya da kırıyor mu?<br />
- Başkalarına şiddet gösteriyor mu?<br />
- Aşırı alkol ve uyuşturucu alıyor ve sarhoş ya da uyuşturucunun etkisindeyken şiddete başvuruyor mu?<br />
- Sizi küçük düşürücü hareketler yapıyor ve düşüncelerinizi küçümsüyor mu?<br />
- Yönetimin kendisinde olması gerektiğini düşünüyor mu?<br />
- Erkek ve <a href="http://www.kadinlarsitesi.net">kadın</a>larla ilgili düşünceleri çok gelenekçi mi?<br />
- Ters giden her şeyin sizin suçunuz olduğunu sezdiriyor mu?<br />
- Aile geçmişinde şiddet ya da istismar olmuş mu?<br />
- İlişkiniz geliştikçe davranışları kötüleşiyor mu?<br />
- Evde silah bulunduruyor mu?<br />
Bunlardan birini ya da birkaçmı görürseniz ya da eşiniz tarafından incitilmişseniz, davranışın değişeceğini varsaymamalısınız. Tehlikeden uzaklaşmalı ve yardım istemelisiniz: Doktorunuza, yakınınızdaki hastaneye ya da polise başvurun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/kadinlarin-fiziksel-ve-duygusal-istismari.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevilen Birinin Ölümü</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/sevilen-birinin-olumu.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/sevilen-birinin-olumu.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 13:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4578</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamınızın bir bölümünde bir yakınınızın ölümüyle yüzleşmek zorunda kalmanız kaçı­nılmazdır. İlk kaybın yaşandığı en yaygın deneyim, büyükanne ya da büyükbaba veya anne-babadan birinin ölümüdür. Ancak bazı­ları için bu, bir akranın, küçük bir çocuğun, eşin ya da kardeşin ölümü de olabilir. Son duygusu sizi şaşkınlık içinde bırakabilir ve daha önce hiç düşünmediğiniz kendi ölüm­lülüğünüzle yüzleşmenize neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamınızın bir bölümünde bir yakınınızın ölümüyle yüzleşmek zorunda kalmanız kaçı­nılmazdır. İlk kaybın yaşandığı en yaygın deneyim, büyükanne ya da büyükbaba veya anne-babadan birinin ölümüdür. Ancak bazı­ları için bu, bir akranın, küçük bir çocuğun, eşin ya da kardeşin ölümü de olabilir. Son duygusu sizi şaşkınlık içinde bırakabilir ve daha önce hiç düşünmediğiniz kendi ölüm­lülüğünüzle yüzleşmenize neden olabilir. İs­ter güçlü inancınız olsun ve ölümden sonra yaşama inanın, isterse ölümü her varoluşun sonu olarak görün, sevdiğiniz birinin ölümü her zaman acı verecektir.</p>
<p>Ölüm hangi şartlarda gerçekleşirse gerçek­leşsin (beklenmedik ve aniden ya da uzun süreli ölümcül bir hastalık sonucu) sevdiğini kaybeden kişinin yas tutmasına izin verilme­lidir. Yas, ölüme verilen doğal ve sağlıklı bir tepkidir ve (ölen kişiyi ömür boyu özleseniz de) kaybınızı kabullenmenize yardımcı olur.</p>
<p>Kimi durumda, yas tutmayan kişiye dikkat edilmesi gerekir. Kürtaj ya da düşük yapan bir kadın bu deneyimini geride bırakmak isteyebilir; ancak, duygularını dile getirmediyse, bu, fiziksel ve ruhsal sağlığı için teh­likeli olabilir. Yas süreci yalnızca ertelenmiştir ve belki de yıllar sonra ve daha tehlikeli biçim­de su üstüne çıkabilir.</p>
<p>Bazen yastaki kişi, diğerlerini üzmekten korktuğu için duygularını göstermeyebilir. Bu durum, genç yaşta eşini kaybeden ancak çocuklarını kendi mutsuzluğundan korumak isteyen bir anne için geçerli olabilir. Ancak, çocukların da üzüntülerini dile getirmek için yas tutmalarına izin verilmelidir. Birlikte ağla­mak iyileşme sürecinin başlangıcı olabilir. Acele etmeyin. Sevdiğiniz kişinin fotoğraflarını ya da eşyalarını ortadan kaldırmakta acele etmeyin. Bunu hazır olduğunuzda yapabilir­siniz. Sevdiğiniz kişiyi anımsatan nesnelerin bir süre çevrede olması rahatlatıcı etki yapa­bilir ve anılarınızı güçlendirebilir.</p>
<p>Ölen kişinin adına bir kampanyada çalışmak, dengenizi sağlamanıza yardımcı olabilir. Bu, çocuğunu bir kaza ya da hastalık sonucu kaybetmiş ve diğer anne-babalann aynı biçimde acı çekmesini önleyerek teselli arayan aileler için geçerli olabilir.</p>
<p>Sevdiğiniz kişilerin kaybı üzülmenize neden olacaktır; ancak, hissettiğiniz acı azaldıktan sonra, önceden zevk aldığınız et­kinliklere yeniden başlayabileceğinizi göre­ceksiniz. Mutsuzluk ya da üzüntünüz geçmi­yorsa ya da migren ağrıları gibi kimi belirtiler almaya başladıysanız, duygularınızı anlayacak bir ruh sağlığı uzmanından yardım isteyin. Kimi durumda ilaç tedavisi, sizi pençesine alan üzüntüyle kısa dönemde başa çıkmanın en iyi yoludur.</p>
<p><strong>YAKIN TESELLİSİ</strong><br />
Üzüntülü bir anda duyguları paylaşmak anne-kızı ya da arkadaşları birbirine yakınlaştırabilir. Neden böylesine derinden etkilendiğini kavrayamazsanız bile, kişiye anlayış göstermeniz ve omuz vermeniz gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/sevilen-birinin-olumu.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öfkeyle Başa Çıkmak</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/ofkeyle-basa-cikmak.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/ofkeyle-basa-cikmak.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 12:46:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4574</guid>
		<description><![CDATA[ÖFKEYLE BAŞA ÇIKMAK Öfke, olumlu ya da olumsuz olabilecek bir duygudur. Bir haksızlık karşısında bazı şeyleri iyileştirmenize neden oluyorsa, öfke olumlu olabilir. Ancak olumsuz öfke, özellikle hid­det ve hatta fiziksel şiddete dönüşürse, yıkıcı bir güç olabilir. Bu tür hiddet kabul edilemez. Duyguları bu yolla dışarı vurmak, denetimin tam anlamıyla kaybedildiğinin bir işaretidir. Kişiler arası bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖFKEYLE BAŞA ÇIKMAK</strong><br />
Öfke, olumlu ya da olumsuz olabilecek bir duygudur. Bir haksızlık karşısında bazı şeyleri iyileştirmenize neden oluyorsa, öfke olumlu olabilir. Ancak olumsuz öfke, özellikle hid­det ve hatta fiziksel şiddete dönüşürse, yıkıcı bir güç olabilir. Bu tür hiddet kabul edilemez. Duyguları bu yolla dışarı vurmak, denetimin tam anlamıyla kaybedildiğinin bir işaretidir. Kişiler arası bir ilişkide meydana gelirse, onarılmaz yaralar açabilir.</p>
<p>Çocukları tarafından çileden çıkarılan an­neler, çocuğa vurmak yerine minderleri yum­ruklayarak öfkelerini dindirebilirler. Taşkınlığınızın çocuğunuza zarar verebileceğini düşünü­yorsanız ya da şiddet içeren bir ilişkiniz var­sa, uzmanlardan yardım istemelisiniz. Her şeye gitgide daha çok kızdığınızı hissediyorsanız, bu, çok yüksek stres düzeyinin bir göstergesi olabilir.</p>
<p>Bazı insanlar öfkelerinin gerçek nedenini bilmezler. Çeşitli nedenlerden dolayı kızgın­lık ya da düşmanlık sinsi sinsi birikmiş olabi­lir ve öfke başka bir şeye (genellikle başka bir kişiye) yöneltilir. En kötü öfke türü kişinin kendine yönelttiğidir. Bu, kişinin kendine zarar vermesine neden olabilir ve derhal uzman yardımı gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/ofkeyle-basa-cikmak.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar, Olumlu Bir Tutum Geliştirin</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/kadinlar-olumlu-bir-tutum-gelistirin.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/kadinlar-olumlu-bir-tutum-gelistirin.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 21:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4563</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamları boyunca kadınlar diğer kişilerin tutum ve gereksinimleri karşısında savun­masız kalabilir. Bu etkiler kadının çocuklu­ğundan, içinde yetiştiği kültürden, kurduğu ilişkiler kadına ve onun rolüne kendince değer biçen toplumdan kaynaklanabilir. Günlük yaşamınızda canınızı sıkan şeylerle sorunlara verdiğiniz tepkiler, bu etkilerin olumlu olup olmadığını, fiziksel zarara neden olmadan duygularınızı ifade edip edemediği­nizi gösterebilir. Zor durumları sakin ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşamları boyunca kadınlar diğer kişilerin tutum ve gereksinimleri karşısında savun­masız kalabilir. Bu etkiler kadının çocuklu­ğundan, içinde yetiştiği kültürden, kurduğu ilişkiler kadına ve onun rolüne kendince değer biçen toplumdan kaynaklanabilir.</strong></p>
<p>Günlük yaşamınızda canınızı sıkan şeylerle sorunlara verdiğiniz tepkiler, bu etkilerin olumlu olup olmadığını, fiziksel zarara neden olmadan duygularınızı ifade edip edemediği­nizi gösterebilir. Zor durumları sakin ele alı­yorsanız ve ipin ucunu kaçırmıyorsamz, so­runları sizi etkilemelerine izin vermeden çözmek için çocukluğunuzdan başlayarak gerekli araçlarla donatıldığınızdan emin olabilirsiniz. Düşünceler duygusal durumunuzu be­lirler ve bu sonunda fiziksel sağlığınızı etki­ler. Zaman zaman duygularınızı dizginlemek, stres belirtileri olan kalp atış hızınızı, kan basıncınızı ve kas gerginliğinizi artırır.</p>
<p><strong>BİLİŞSEL YENİDEN YAPILANMA</strong><br />
Farkında olmayabileceğiniz olumsuz düşünce kalıplarınızı açığa çıkarabilmek için, bilişsel terapi ilkelerini uygulayabilirsiniz. Bu ilkeler, bilincinde olmadığınız, yaşamınızı renklendiren otomatik düşünceleri açığa çıkarmanızı sağlayabilir. Bu keşif yöntemi, toplumsal olarak şartlandırılmış olumsuz düşüncelere (örneğin bedenleri ve kendi değerleriyle ilgili) eğilimli olduklarından, özellikle <a title="kadın sitesi" href="http://www.kadinlarsitesi.net">kadın</a>lara uygundur. Moralinizdeki düşüşün nereden kaynaklandı­ğını ve özsaygınızı nasıl kaybettiğinizi anlamak için ilk adım, bu düşünceleri çözümlemektir. Örneğin, başvurduğunuz bir işe alınmaz ve ardından <em>&#8220;Ben işe yaramazın biriyim&#8221; </em>derseniz, uzun sürecek bir sorun yaratırsınız. Sevgilini­zin sizi aldattığını anlar ve ona kızmak yerine &#8220;Sevilmeyi hak etmiyorum&#8221; derseniz, suçu üstünüze almış olursunuz.</p>
<p><strong>KENDİNİ TANI</strong><br />
Bilişsel yeniden yapılanmanın amacı, bu olum­suz düşüncelerin ardında yatanları ortaya çıkarmak; bunlardan kurtulmak ve yerine daha doğru ve sizi güçlü kılacak düşünceleri koy­maktır. Sorununuz ister çocukluk yıllarınızdan (anne, baba, kardeş ya da öğretmenin tutu­mundan) isterse şu anki kötü korkularınızdan kaynaklanıyor olsun, değiştirmek için hemen işe koyulabilirsiniz.</p>
<p>Önce olumsuz düşünceyi belirleyin ve ar­dından kendinize dört soru sorun: Bu düşünce stresimi artırıyor mu? Bu düşünceyi nereden öğrendim? Bu düşünce mantıklı mı? Bu düşünce doğru mu?<br />
Yanıtlarken acele etmeyin. Kendinize yardımcı olmak için düşüncelerinizi kağıda dökebilir ya da yakın bir arkadaşın veya tera­pistin yardımını isteyebilirsiniz. Sorununuzu konuşabileceğiniz küçük bir gruba da katı­labilirsiniz.</p>
<p><strong>İLERLEMEK</strong><br />
Yaşam boyu süregelen her şeye olumsuz bak­ma alışkanlığı birden düzelmeyebilir; ancak tutumunuzu değiştirmek için harekete geçer­seniz, sonucunu hemen görürsünüz.</p>
<p>İşe, yaşamınızdaki olumlu ve olumsuz şeylerin dengesini bir kağıda yazarak başlayın. Sevdiğiniz ya da hoşlandığınız şeylerin düşündüğünüzden çok fazla olduğunu görüp şaşırabilirsiniz. Olumsuzlara gelince, bunların size zevk vermesi için gerekli zamanı ayır­mamış olabilirsiniz. Bunu şimdi düzeltebilir­siniz.</p>
<p>Değiştirebileceğiniz bütün olumsuzlukları belirleyin (fiziksel yapınızı geliştirmek, yeni arkadaşlar, hobiler ya da belki yeni bir iş bul­mak). Bunların hiçbiri çözüm olmuyorsa, dep­resyon geçiriyor olabilirsiniz ve doktorunuzu görmeniz gerekir. Depresyon tedavi edilebilir.</p>
<p><strong>GÜNLÜK TUTMAK</strong><br />
En derin duygu ve düşüncelerinizi yazmak kendinizi tanımanıza yardımcı olabilir. Gün­lük tutmak da denebilecek bu işlem, içinizde saklı duran kızgınlık ya da korku gibi derin duygularınızın açığa çıkmasına yardımcı olabi<br />
lir. Bu, bilmediğiniz bir şeyin sizi rahatsız edip etmediğini ve yaşama olumlu yaklaşmanızı engelleyip engellemediğini anlamanın bir yoludur.</p>
<p>Fiziksel olarak <a title="sağlık" href="http://www.kadinlarsitesi.net/kategori/saglik">sağlık</a>lıysanız, günlük yaşamınızda karşılaştığınız en stresli olay ya da süregelen sorun üzerine yazın. Şu anki sıkıntılarınızın geçmiş olayların bir sonucu olduğunu düşünüyorsanız, geçmişinizdeki travma anlarıyla ilgili yazın. Bunun için 20 dakikanızı ayırın. Olanları ve olanlarla ilgili o zaman ya da şimdi neler hissettiğinizi yazın. Deneyimi anlamanıza yardımcı olması için gerçekler kadar duygular da önemlidir.</p>
<p>Yararlı olduğunu düşünüyorsanız, bu işlemi üç ya da dört gün, hatta bir hafta boyunca yineleyin. Bunu, karar vermek için bir işlem olarak da kullanabilirsiniz. Yaşamınızda bir yol ayrımına gelmişseniz ve bir ilişkiyle ya da fi­ziksel sorunla ilgilenmeniz gerekiyorsa, so­runla ilgili ne hissettiğinizi yazmak, sorunu anlamanıza yardımcı olabilir. Yalnızlık ve mut­suzluğunuzdan sıyrılabilir ve sizin için doğru olan kararı almak için gerekli gücü kendinizde bulabilirsiniz.</p>
<p>Sağlık sorunu olan kadınlar, bedenleri tarafından hayal kırıklığına uğratıldıklarını düşündüklerinde çok güçlü bir öfke duyarlar. Örneğin, adet öncesi sendromunun denetimi kaybetmelerine neden olmalarından nefret ederler. Kısırlarsa, bebek sahibi olamadıkları için bedenlerine karşı öfke duyarlar. Meno­poz döneminde utanç verici belirtilere kızarlar. Bunların ötesine geçmenin yolu, günlük tuta­rak kızgınlığı kabullenmek ve ardından kız­gınlığı kendi safınıza katmak için hakkını ara­mayı öğrenmektir (soldaki kutuya bakın).</p>
<p><strong>KENDİNİZE OLUMLU BİR AÇIDAN BAKIN</strong><br />
Küçük küçük başlaya­rak kendinize iyi dav­ranın. Evden çıkma­dan, işe gitmeden ya da arkadaşlarınızla buluşmadan önce de­rin derin soluk alın, aynaya bakın ve gü­lümseyin. Gülümseme eylemi duygularınız üzerinde fiziksel etki yapar.</p>
<p><strong>Dostlarla konuşmak</strong><br />
Kendini ifade etmek ve duygu ve korkularınızı açıklayabilmek sağlık işaretidir. Duygularını­zı daha iyi anlayabil­mek için, yakın bir ar­kadaşınızla konuşabi­lir ya da düşünceleri­nizi kağıda dökebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/kadinlar-olumlu-bir-tutum-gelistirin.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biyolojik Saat Nedir</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/biyolojik-saat-nedir.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/biyolojik-saat-nedir.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 15:49:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4544</guid>
		<description><![CDATA[Doğal uyku düzeni, 24 saat ya da aydınlık ve karanlık döngüsüyle eşitlenen biyolojik saat tarafından düzenlenir. Biyolojik saat, sindirim ve boşaltımdan, uyuma ve hücre yenilen­mesine kadar tüm beden işlevlerini yönetir. Bu saatin etkilerinden biri üçüncü göz denen beynin önündeki epifiz bezidir. Gün ışığı azaldıkça bu bez, melatonin hormonunu kan dolaşımına salgılar ve uykunuzu getirir. Melatonin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğal uyku düzeni, 24 saat ya da aydınlık ve karanlık döngüsüyle eşitlenen biyolojik saat tarafından düzenlenir. Biyolojik saat, sindirim ve boşaltımdan, uyuma ve hücre yenilen­mesine kadar tüm beden işlevlerini yönetir. Bu saatin etkilerinden biri üçüncü göz denen beynin önündeki epifiz bezidir. Gün ışığı azaldıkça bu bez, melatonin hormonunu kan dolaşımına salgılar ve uykunuzu getirir. Melatonin, kortizol (hidrokortizon) adlı başka bir hormonla birlikte çalışır. Hidrokortizon düzeyi yavaş yavaş düşer ve beden ısınızın da düştüğü birkaç saatlik uykudan sonra en düşük noktaya iner. Bu aşamada beyindeki hipotalamus, hipofiz bezinin diğer iç salgı bezlerini harekete geçi­rerek metabolizmanızı uyarır. Hidrokortizon seviyesiyle birlikte beden ısınız da yükselir ve sonunda bu, sizi uyandırır.</p>
<p><strong>24 SAATLİK RİTM</strong><br />
24 saatlik bir dönem süresince hidrokortizon ve melatonin hormon seviyelerinin yükselip alçalması, ne zaman uyanmanız gerektiğini, ne zaman yorgun olup ve uykuya gerek<br />
duyduğunuzu söyler.</p>
<p><strong>DİNLENME YARIDA KESİLİNCE</strong><br />
Uyku düzensizliklerinden şikayetçiyseniz, bu biyolojik süreçlerin dengesi bozulmuş demek­tir. Çoğu durumda etkileri geçici olabilir. Uykusuzluk dönemleri <a href="http://www.kadinlarsitesi.net/kategori/gebelik">gebelik</a>te görülebilir ve çocuğun doğumundan sonra bebeği besle­mek için geceleri kalkan anne-babalar kendilerini bitkin hissedebilir. Birkaç zaman dilimini geçmeyi gerektiren uzun uçak yolcu­lukları da beden saatini altüst edebilir ve gece ve gündüz anlamını yitirir.</p>
<p>Uzun süreli uyku düzensizlikleriyle ilgiienilmesi gerekebilir. Yeterince dinlenemeyen çalışan anneler, bir yandan iş, diğer yandan ev ve çocukların gereksinimlerini karşılamaya çalışırken strese girebilirler. Uykusuzluğun en yaygın belirtisi ciddi sonuçlar doğurabilecek sinirlilik ve yoğunlaşma (konsantrasyon) güçlüğüdür. Trafik kazalarının beşte birinin uykusuzluk ya da uyku düzensizliklerinden kaynaklandığı tahmin edilmektedir ve makinelerle çalışan kişiler de kendilerini riske at­maktadır. Gece vardiyasında çalışanlar, güven­likleri için bedenlerini gündüzleri uyumaya alıştıracak bir düzen kurmak zorundadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/biyolojik-saat-nedir.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Algı</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/sosyal-algi.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/sosyal-algi.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 00:58:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4527</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal Algı Tutumların kazanılmasında ilk öğretici ailedir. Anne &#8211; babalar, bu bakım­dan &#8220;ilk öğretmen&#8221; durumundadırlar. Çocuklarla anne &#8211; babaların tutumları ara­sında büyük benzerlik bulunur. Çocuk, daha sonra aile dışındaki sosyal gruplar iie ilişkiye girer. Bu dönemde, toplumun normları ve çeşitli kültürel değerler etkili olmaya başlar. Dolayısıyla &#8220;ilköğretmenler&#8221;in rolü azalır. Birey, bu dönemde yeni tutumlar geliştirir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal Algı</strong><br />
Tutumların kazanılmasında ilk öğretici ailedir. Anne &#8211; babalar, bu bakım­dan &#8220;ilk öğretmen&#8221; durumundadırlar. Çocuklarla anne &#8211; babaların tutumları ara­sında büyük benzerlik bulunur.</p>
<p>Çocuk, daha sonra aile dışındaki sosyal gruplar iie ilişkiye girer. Bu dönemde, toplumun normları ve çeşitli kültürel değerler etkili olmaya başlar. Dolayısıyla &#8220;ilköğretmenler&#8221;in rolü azalır. Birey, bu dönemde yeni tutumlar geliştirir.</p>
<p>Belli bir yaş döneminde, genellikle 12&#8242;den 30 yaşa kadarki sürede bireyin tutumu belli bir kesinlik, belirginlik kazanır. Sonraki dönemde, kökten bir<br />
değişiklik pek görülmez.</p>
<p>Bu konuda yapılan araştırmalar, sosyal algının, başka deyişle ilk izlenimle­rin, tutumların öğrenümesindeki işlevini gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/sosyal-algi.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tutumların Özellikleri İle Rolü</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/tutumlarin-ozellikleri-ile-rolu.0.html</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/tutumlarin-ozellikleri-ile-rolu.0.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 00:57:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.net/?p=4525</guid>
		<description><![CDATA[Tutumların özellikleri İle Rolü Tutumların birtakım özellikleri vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir: a. Her tutumun bir gücü, bir şiddeti vardır. Bu, duygusal, bilişsel ve davranışsal öğelerin toplamından oluşur. b. Kimi tutumlar, diğer tutumları yönlendirirler. c. Tutumların öğeleri arasında -genellikle- tutarlılık vardır. Bir tutumu oluşturan sözkonusu öğeler arasında tutarlılık varsa, tutum oldukça güçlüdür. Tutarlılık yoksa, tutumda bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tutumların özellikleri İle Rolü</strong><br />
Tutumların birtakım özellikleri vardır. <strong>Bunlar şöyle sıralanabilir:</strong><br />
<strong>a. </strong>Her tutumun bir gücü, bir şiddeti vardır. Bu, duygusal, bilişsel ve davranışsal öğelerin toplamından oluşur.<br />
<strong>b.</strong> Kimi tutumlar, diğer tutumları yönlendirirler.<br />
<strong>c. </strong>Tutumların öğeleri arasında -genellikle- tutarlılık vardır.</p>
<p>Bir tutumu oluşturan sözkonusu öğeler arasında tutarlılık varsa, tutum oldukça güçlüdür. Tutarlılık yoksa, tutumda bazı değişiklikler beklenebilir. Örneğin, ev kiralarının miktarı konusunda olumlu görüşe sahip bir kişi, evsiz kalıp kirada oturmak zorunda kalırsa, ev kiraları hakkındaki eski görüşü sarsılabilir. Bu da onun tutumunda değişikliğe neden olabilir.</p>
<p>Tutumların işlevlerine gelince, bunlar, bireyin aile, arkadaş grubu vb. grup­lar içinde uyumunu sağlar, onu kabul edilir bir üye kılar. Bireyin, grup üyeleriyle ilişkisini güçlendirir. Diğer kişilere ve gruplara karşı davranışlarını ayarlamasını sağlar. Ayrıca, tutumlar, bireyin psikolojik bütünlüğünü ve varlığını korur, sürdürür. Tutumlar olmasaydı, birey her durumda bir başka insan olurdu.</p>
<p><strong>-   Tutum Kuramları</strong><br />
Tutumların değişmesi konusunda çeşitli kuramlar geliştirilmiştir. Burada, bunlardan yalnız bilişsel çelişki kuramı ile tutarlılık kuramı üzerinde durula­caktır.<br />
<strong>Bilişsel çelişki kuramı :</strong> Buna göre, bir tutumun değişmesi için tutum ile davranış arasında bir çelişki bulunmalıdır. Örneğin, &#8220;sigara içiyorum&#8217;&#8221; ve &#8220;sigara zararlıdır&#8221; bilgileri birbirleriyle çelişen bilgilerdir. Sigara içen kişi bu durumun farkındadır; fakat bundan kurtulmak isteğindedir. Bu nedenle, durumu yorum­layacak; sonuçta ya sigara içerkenki inançlarını terkedecek, ya da önceki tutu­munu bırakacaktır.<br />
Bilişsel çelişkinin olduğu durumlarda, tutum değişmesi ihtimali oldukça yüksektir.</p>
<p><strong>Tutarlılık kuramı:</strong> Bunda, herhangi türden bir tutumun birbiriyle uyuşmayan ya da tutarsız olan tepkilerine bir tutarlılık kazandırılır. Örneğin, çalıştığınız fabri­kaya yeni bir arkadaşın geldiğini düşünün. Birkaç gün sonra, onun sizin oy verdiğiniz parti hakkında olumsuz şeyler söylediğini farkedîn. Bu arkadaşınıza karşı, büyük bir ihtimalle, olumsuz bir tutum geliştirirsiniz. Fakat bir süre sonra, onun dürüst, çalışkan, yardımsever, arkadaş canlısı bir kişi olduğunu öğrendiniz. Bu durumda, arkadaşınıza karşı tutumunuz olumlu yönde değişecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.net/psikoloji/tutumlarin-ozellikleri-ile-rolu.0.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

