Çocukların Uyku Saatlerinin Değişmesi

Gündüzleri, uyku saatlerinin düzeni değişir. Bir yaşı na doğru bebeklerde gündüz uykusu eskisi kadar düzenli olmaktan çıkar. Sabah saat dokuza doğru uyuyan çocuklar, ondan son­ra öğleye kadar uyumak istemezler. Çocuk öğleye doğru uyanmışsa, bir daha saat on altıdan önce uyumak istemez. Bu gecik­iş öğle uykusu da tabiatıyla çocuğun gece yatma saatini değiştirecektir. Bazı çocuklar ise öğleden sonra uyumak ihtiyacı işetmezler. Bu yaşta uyuma ihtiyacı günden güne değişebilir. Örneğin iki haftadan beri gündüz uykusu uyumayan çocuğunuz bi gün saat dokuzda yatmak isterse şaşırmayın ve çocuğum şu snatte uyur şu saatte uyumaz diye işinizi ona göre ayarlamayın. Bu düzensizlik uzun sürmeyeceğine göre, bu süre içinde çocu­ğun uyku saatleri yüzünden işinizin aksamasına sinirlenmeyin. Çocuk sabah uyumuyorsa öğle yemeğinden önce uyumak isteye­bilir. Tam yemek saatinde uyumalarını önlemek için çocukları saat dokuzda uyumasalar da yatağa yatırmak uygun olur. Fakat siz yine de uykuları gelmediği zaman yatmak istemeyen ve» ağlayıp bağırarak direnen çocuklara bu usulü uygulamayın.
Çocuk birkaç gün üstüste tam yemek saatinde uyumak isti­yorsa yemeğini saat on bir buçukta, hatta on birde verebilirsi­niz. Karnı doyunca çocuk bu defa uzun bir Uyku çeker. Fakat gündüzleri yalnız bir kere, ya sabah ya öğleden sonra uyumaya başlayınca, bu sefer de akşam yemeklerinde çok yorgun olur. Yani çocuk, bir kerelik gündüz uykusunun onu yeteri kadar din­lendirmediği, iki kere uyuyacak kadar da yorulmadığı bir döne­ce girmiştir. Çocuğun bu dönemi geçirmesine, ona akşam ye­deklerini siz yedirerek ve erken yatırarak yardımcı olabilirsi­niz.
bebeğin uyku saatlerMuayyen bir yaşa gelen bütün çocukların sabah uyumaktan vazgeçtikleri söylenemez Bazı çocuklar dokuz aylıkken sabah uykusundan vazgeçerler. Bazıları da iki yaşına kadar günde iki köjre uyumaya devam ederler Çocuk artık bazı yiyecekleri, ötekilerden çok sevmeye başlamıştır. Bebeğiniz bir yaşına geldiğinde, artık çeşitli yiye­cekler hakkında fikir sahibi olmuş ve bunlardan bazılarını öteki­lerine tercih etmeye başlamıştır. Çocuğun karnı da eskisi kadar sık acıkmaz. Bu değişiklik sizi şaşırtmasın. Bebek ilk haftalar­daki gibi yemeğe ve kilo almaya, bir yaşından sonra aynı tem­poyla devam etse, dev gibi bir şey olurdu. Onun için de artık neyi seviyorsa onu seçmeye, canının istemediğini yememeye başlamıştır. Oysa sekiz aylıkken bu konudaki davranışı ne kadar başkaydı. O zaman açlıktan ölür ve siz mamasını hazırlayıp ye­tiştirmeye çalışırken feryadı basardı. Gerçekten de, bir yaşını bulmamış bebekler mama yerken, yediklerinin ne olduğunu de­ğil de sadece yemeyi düşünürler.
Çocuğun bu dönemde yemek seçmesinin başka nedenleri de vardır. Artık kendine özgü bir kişiliği olduğunu fark etmeye baş­lamış ve kendisine verilen besinler hakkında bir fikir sahibi ol­muştur.
Dişleri özellikle azılar çıkarken, çocuk iştahını kaybe­der. Bazen önceden yediğinin ancak yarısını alabilir, bazen de bir öğünü hiç yemez. Asıl önemlisini sakın unutmayın: Çocuk­ların iştahları da tıpkı büyüklerinki gibi, gün günden farklı ola­bilir. Bu iştah farklılığı bir yaşından küçük çocuklarda görülmez; çünkü çocuk o dönemde yemeklerden herhangi birini reddede-meyecek kadar açtır.
Çocukların iştahıyle ilgili incelemeler. Önüne çeşitli yemekler konan ve bunlar arasında bir tercih yapmakta serbest bırakılan çocukların davranışlarıyle ilgili incelemeler yapılmış­tır. Henüz herhangi bir şeyden iğrenmemiş olması için de, deneme konusu olarak oldukça küçük bebekler ele alınmış, anne sütünden başka hiç bir besin almamış sekiz ilâ on aylık bebek­lerin tutumu incelenmiştir. Her yemekte bir hemşire bunların önüne, üzerlerinde çeşitli yemekler bulunan tepsiler koymuştur. Tepsilerde karışık olarak sebzeler, meyveler, yumurta, et suyu, çeşitli etler, ekmek, süt, su ve meyve suları vardır. Hemşirenin görevi ise çocuk bunlardan hangisini isterse ondan yemesine yardımcı olmaktan ibarettir. Örneğin çocuk kırmızı pancar taba­ğına elini daldırıp ağzına bir parça atmaya çalışıyorsa hemşire nemen bir kaşıkla ağzına verir. Sonra çocuğun başka bir seçim daha yapmasını bekler ve çocuğa ondan da tattırır.
Bu denemelerde önemli üç şey öğrenilmiştir. Böyle beslenen bebekler normal bir gelişme gösterirler, ne şişman ne de zayıf olurlar. Zaman geçtikçe bebekler kendi kendilerine bütün doktor­ların onaylayacağı tamamen dengeli bir beslenme rejimi kurar­lar. Bu denemelerde ayrıca çocukların İştahlarının her öğünde değiştiği farkediiniştir. Örneğin çocuklardan biri arka arkaya birçok öğünde sebzeden başka bîr şey yemek istemez, sonra fi­kir değiştirerek kuru sebzelere merak sarar. Üçüncü yemekte aynı çocuk ağzına pancardan başka şey koymaz, ve bir yetişki­nin yediğinden belki 4 misli fazla pancar yer. Sonra da ne ku­sar, ne karnı ağrır, ne de ishal olur. Bir gün yemekten sonra bir litreye yakın süt içtiği halde başka seferinde ağzına süt koy­mak istemez. Başka bir çocuğun da yemeğini doyasıya yeyip bi­tirdikten sonra altı tane katı pişmiş yumurtayı afiyetle yediği gö­rülmüştür.
Bu arada bir bebeğin ete karşı tutumu da incelenmiştir. Be­bek önce normal miktarda et yemekle işe başlamışken, bu mik tan her gün biraz daha arttırarak normalin dört misline çıkarmış­tır. Çocuğun bu anormal temposu birkaç gün böylece devam et­tikten sonra yavaş yavaş normale dönmüştür. Ete karşı duyulan iştah zaman zaman azalıp çoğaldığına göre, vücudun etteki mad­delere ihtiyacı da günden güne değişiyor ve çocuğun ete karşı davranışını ayarlıyor demektir.
Aynı denemelerin daha büyük yaştaki çocuklara, hatta has­tanede yatanlara da yapıldığını Ve çok ilginç sonuçlar alındığını ilâve etmek isterim
Bu deneylerden alınan ders. Çocuğunuza her öğünde birkaç çeşit yemeği birden yedirmeye mecbur olduğunuzu dü­şünmeyin. Bu deneyler, şımartılmış olmamak şartıyle çocuğunu­zun iştahına güvenebileceğinizi, çocuğun iştahının, vücudunun ihtiyacına göre ayarlandığını açıkça göstermiştir. Çocuğa çe­şitli öğünlerde, sevdiği yiyeceklerden birkaçını makul miktarlar­da verirseniz, o kendi kendine tam anlamıyle dengeli bir rejim ayarlayacaktır. Ayrıca çocuğun bazı defa herhangi bir besini canı çok istediği için normalden çok daha fazla almasının da hiç bir zarar vermediği anlaşılmıştır. Son olarak çok önemli bir şey da­ha’ söyleyeyim: Çocuğunuz şu ya da bu yemek İçin geçici bir isteksizlik gösteriyorsa, sakın buna aldırmayın.
Çocuğun iştahına güvenip onun bu bakımdan istediği gibi davranmasına izin vermek her halde kolay bir iş olmamalı. Uz­manlardan insan vücadumm şuna şu miktarda, buna bu miktar­da ihtiyacı vardır diye o kadar nasihat dinlemişlzdîr ki, sonunda insanların milyonlarca yıl diyet denen şeyden habersiz yaşadık iarım unutmuşuzdur. En basit bir tırtıl türü bile hangi yaprağı yiyeceğini bilir ve ondan başkasına yanaşmaz. Bir saka kuşu, hiç bir ders almadığı halde kendisine uygun gelen besini seç­mesini öğrenmiştir. Bütün hayvanlar için bu böyle olur da bir küçük insan neyi yemesi gerektiğini güdüsel olarak bilmez mi? Elbette her çocuk ya da her yetişkin insan, daima kendisine en uygun gelen besini alır demek istemiyorum. Anne-babalarıjı den­geli bir beslenme rejimine önem vermemeleri gerektiğini söyle­mek niyetinde de değilim. Örneğin bir çocuğa her öğünde ek­mekle kahve verilse başka bir besin tanımayacağı için kendisi­ne en uygun gelen rejimi seçemez; bu durumda içgüdüsü de hiç bir işe yaramaz. Aksine annenin, sebzelerin, meyvelerin, etin, sütün, yumurtanın ve ekmeğin besleyici değerini bilmesi çok önemlidir. Fakat anne aynı zamanda çocukta beslenme bakımın­dan güvenilebilecek bir içgüdü olduğunu, iştahının her gün ve her besine göre değişebileceğini ve çocuğu çok taciz etmezse onun dengeli bir beslenme rejimini kendi kendine takip edebile­ceğini de bilmelidir.
Çocuk bazı zamanlar ısrarla aynı sebzeleri yemek is­teyebilir. Çocuğunuz önceden severek yediği bazı sebzeieri bir süre yemekten vazgeçebilir. Üstüne düşmezseniz bir hafta ya da bir ay sonra, aynı sebzeyi yeniden isteyecektir. Geçici olarak tiksindiği bir yemeği ille yedirmeye kalkarsanız, çocuk bu ye­meğe âdeta düşman gözüyle bakmaya başlar. Aynı yemeği ye memekte iki kere üstüste direnirse, bunu önüne getirmekten hiç değilse on beş gün vazgeçin. Daha birkaç gün önce bayıla bayı­la yediği bir şeyi uğraşıp yaptıktan sonra çocuğun yememekte direndiğini görürseniz tabiî canınız sıkılır. Kızdığınızı gösterme­mek için kendinizi güç tutarsınız. İki yaşındaki çocuklarda çok görüldüğü gibi, sizin çocuğunuz da, bir değil birkaç sebze yeme­ğini birden yemekte inat etmeye başlarsa, sevdiğini önüne ko­yun. Ya sebzeierln hiç birini yememekte direnirse?… O zaman da her günkünden fazla meyve yedirin. (432. bölüme bakın)
Unlu mamadan usanırsa ne yapmalı? İki yaşını süren çocuklardan çoğu süt ve unla yapılan mamalardan usanır; özel­likle akşam yemeklerinde bunu yemeye yanaşmaz. Çocuğu zor­lamayın. Onun yerine bileşimi hemen hemen aynı olan başka besinler verebilirsiniz. Bu bakımdan sıkıntınız varsa 436. bölü­mü okuyun. Bir süre için süte kattığınız bütün unlara karşı is­teksizlik gösterse bile bunun bir zararı olmaz.
Eskisinden daha az süt içiyor diye kaygılanmayın. Süt çok değerli bir besindir. Çocuğun beslenmesindeki en önemli maddeler vardır içinde. Bununla beraber keçi ve inek bulun­mayan bazı bölgelerde, çocuk memeden kesildikten sonra bes­lenmesi için gerekli olan maddeleri sütten başka şeylerden at­mak zorundadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Sitemap oktay usta yemek tarifleri kadın kadınca örgü kadın Saglik Yemek Tarifleri yemek tarifleri Sağlık saglik kadın örgü